22.04.2026
“MİLLET BAYRAĞI BIRAKANDAN HAZ ETMEZ, ELİNDE BAYRAK VARKEN SALDIRANI DA CEZASIZ BIRAKMAZ”
“SİNE-İ MİLLETE DÖNERSEK MEMLEKETE FELAKETİ YAŞATIRLAR”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u ziyaretinin açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Daha önce de bahsettiğim gibi siyasi parti liderlerini özel bir gündemle ziyaret etmiştim. 12 siyasi parti Genel Başkanımızla hemfikir olduğumuz hususlar vardı. Ayrıca Meclis Başkanımızla görüşmemiz gereken özel gündemler vardı. Bunların hepsini ele aldığımız, benim genel olarak Türkiye’deki siyasi atmosferi, siyasi konjonktürü, partimizin kurumsal kimliğine yapılan saldırılardan tutun da bir bütün olarak Meclis’teki tüm milletvekillerine karşı özellikle Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın uygulamaları, emrindeki personelin tutumları noktasını da ele alan bir genel değerlendirmede bulunduk” dedi. Özel, şöyle devam etti:
“ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINA UYMAMA PATENTİ ADALET BAKANI’NA AİT”
“Bunun yanı sıra terörsüz ve demokratik Türkiye sürecine ilişkin malum Sayın Başkan’ın başkanlık ettiği, Sayın Murat Emir’in de heyetimize başkanlık ettiği bir komisyon çalışması tamamlanmıştı. Bu komisyon çalışmasının 6’ncı ve 7’nci kısımlarıyla ilişkili olarak ki Meclis Başkanımız oybirliği ile bunun tamamlanmış olmasını her vesileyle vurguluyor. Bu oybirliği ile ele alınacak maddelerin içinde, en başında, en kolayından Anayasa Mahkemesi kararlarına tam uyum var. Bu konuda hem Meclis’te Sayın Can Atalay’ın Meclis kütüğüne çoktan kaydedilmesi gerektiği ve bu konuda gerekli adımların atılması gerektiği hususu var. Burada şu hatırlatmayı yapmak isterim arkadaşlar. Anayasa Mahkemesi kararlarına birinci kademe mahkemesinin uymamasının patenti bugünkü Adalet Bakanı’na ait. Yine birinci kademe mahkemesinin uymamasına güç verme, katkı sağlama, bunu savunma aktivizmi de bugünkü Adalet Bakanı’na ait. Kendisi ki aldığı bazı mahkeme kararlarında, burada rahmetli Sırrı Süreyya Önder’e verdiği mahkumiyet kararının da 15’te 15 bozulduğu kadar anayasaya aykırı olduğunu da hatırlayalım. Artık bu ülke seçtiklerince yani atananlarla değil de seçtiklerince yönetiliyorsa bu Meclis’in Anayasa Mahkemesi kararlarına tam uyum konusunda kararlılığını göstermesi, Sayın Başkan’ın da bu konuda hem yürütme, yürütmenin başı, hem ilgili muhataplar noktasında kararlılığını ortaya koyması gerektiği konusunda zaten hiçbir şüphe yok. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi'nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği diğer kararlarda, Meclis’in birlikte çözüm aradığı birçok konuda hem Meclis’in önünü açacak, hem Türkiye’yi rahatlatacak, hem de bundan sonra yapılması gereken yasal düzenlemelerle ilgili süreç konusunda Meclis’in kararlılığını, birlikteliğini ve bu sürecin bir takım kazanımlarını… Basit basit, Can Atalay’ın gelip göreve başlaması, kayyım atanan belediyelere, ki üçü Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve 10’u DEM Parti’ye ait seçilmiş belediye başkanlarının göreve dönmesi, Gezi’den tutuklanıp defalarca haklarında hak ihlali verilmiş olan kişilerin göreve dönmesi, Anayasa Mahkemesi’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hak ihlali kararı verdiği noktalarda gerekli işlerin yapılması ve bunun ötesinde yapılması gereken işler konusunda 6’ncı ve 7’nci madde veya kısımlar neleri söylüyorsa, o konuda bir demokratik uzlaşıyla adımların atılmasının son derece önemli olduğunu bir kez daha ifade etmek isteriz.”
“UZLAŞI ARANAN 19’NCU MADDESİNİN MECLİS BAŞKANI TARAFINDAN RESEN İŞLETİLMESİ LAZIM”
“Bu noktada tabii ki önemli bir gündem, sizin de mutlaka gündeminizde olan bugünkü görüşmeyle ilgili merak ettiğiniz mesele, ara seçim hususudur. Bu konuda Sayın Başkan’a bir dosya sunduk. Dosyamızda anayasamızın 78’nci maddesinin, 1980’de görüşülürken önce ‘Ara seçim bu arada yapılabilir’ diye yazılıp sonra ‘Yapılır’ haline gelmesi gibi argümandan tutun, 60’tan 80’e kadarki anayasaya göre yapılan ara seçimler, 89’da-94’te kararı alınan iki ara seçim, sonra işte kısa dönem üçer yıllık Koalisyon Hükümetleri döneminde fırsat olmaması, AK Parti’nin birinci döneminde ara seçimin bir yorumla yapıldığı için tüketilmiş olması, devam eden dönemde dört yıllık milletvekilleri sürecinde fiili imkansızlıklarla bugüne kadar nasıl gelindiğini hem teyitleştik hem de anayasanın amir hükmünü hep birlikte okuduk. ‘Ara seçim yapılır’ maddesini. Hele hele ara seçim yapılmazsa bir üstteki maddedeki ‘Genel seçim yapılır’ maddesinin de ‘Yapılabilir’e dönüp dönmeme ihtimaline hem Meclis Başkanımız böyle bir şeyin imkansız olduğunu, kamuoyundaki bu tartışmaların imkansız olduğunu söyleyerek teyide muhtaç olmayan bir konuda yine de kendi kararlılığını ifade etti. Biz de 78’nci maddenin 77’nci madde gücünde bir anayasa hükmü olduğunu söyledik. Kendisi partiler arasındaki bir uzlaşıyla kendisine görev düşebileceğini söyledi. Biz de uzlaşıyı aramanın da Meclis Başkanı’nın görevleri arasında olduğunu kendisine ifade etme imkanı bulduk. Tabii kendisinin bazı yorumları, bizim bazı yorumlarımız, bazı görüşleri mutlaka kendisi de açıklayacaktır. Ama bu sürecin sonunda ‘Ne noktadayız?’ derseniz, bir kere bütün muhalefetin ara seçim istediği bir noktadayız. Ara seçimin bir anayasa amir hükmü olduğunun tartışma kaldırmadığı bir noktadayız. Bu noktada biz Meclis Başkanımızın İç Tüzük’ün hem kendisinin görevlerini tanımlayan 14 - 15’nci maddeleri hem de Danışma Kurulu, Meclis ne çalışacak, ne karar alacak, müştereken karar verilecek, uzlaşı aranan 19’ncu maddesinin Meclis Başkanı tarafından resen işletilmesi ve hepimizin üzerinde bir yük, anayasaya uymak lazım. ‘Nasıl uyacaksınız, ne diyorsunuz arkadaşlar?’ diye hepimizi toplamasını bekliyoruz.”
“BU GÖRÜŞMELER SİYASETE KATKI SAĞLAR”
“Kendisi hepimizi bu şekilde toplar mı, toplamaz mı, toplamazsa bunu nasıl gerekçelendirir, onları kendisi ifade edebilir. Biz, toplamasını ümit ediyoruz. Aksi takdirde aynı maddede partilerin de bu çağrıyı yapmaları hükme bağlanmış olduğu için kendisinin başkanlığında, Meclis’te grubu bulunan partilerin Grup Başkanlarının davet edileceği bir danışma kurulu kaçınılmaz. O kurul toplandığında oradan uzlaşı çıkar, çıkmaz, Anayasa’ya uyulmasını savunanlarla Anayasa’ya direnme pahasına ara seçimden kaçanlar, görünür hale gelebilirler. Durum bizim açımızdan bundan ibaret. Sayın Başkan her zamanki nezaketiyle karşıladı. Uzun, iki saati bulan, karşılıklı görüş alışverişinde, birbirimizin çalışmalarından, görüşlerinden istifade ettiğimiz, birbirimize çeşitli argümanlarımızı sunduğumuz faydalı bir görüşme oldu. Demokrasilerde, özellikle parlamenter demokrasilerde bu tip temaslar hiçbir zaman kötü değildir ve siyasete görünür, görünmez katkılar sağlar. Kısa, orta, uzun vadede katkılar sağlar. O açıdan böyle bir görüşmeyi olanaklı kıldığı ve kıymetli vakitlerini ayırdıkları için Sayın Başkan’a teşekkür ediyoruz.”
“BUNA ‘ÇAKALLIK’ DERLER”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel, ara seçim sözleri hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:
“Dünkü benim ifadem şu: ‘Ara seçimden kaçmayın, ara seçimi yapacağınızı söyleyin.’ Çünkü şöyle bir argüman geliştiriyorlar. Sanki zaten sekiz milletvekilinin 30 ay geçtikten sonraki yokluğu anayasaca ara seçimi emretmiyormuş gibi, yani buna gözlerini, kulaklarını kapatıp ‘Allah bizi affetsin biz anayasayı çiğneyelim. Anayasanın diğer fıkrasına Özgür Özel uysun. İstifa ettirsin milletvekillerini, gelsin görelim’ diyorlar. Burada da hepiniz biliyorsunuz hiç sıkılmadan şu tartışmayı açıyorlar. ‘22 istifa gelir, 20’sini kabul ederiz ikisini etmeyiz.’ Bunları siyaset dilinde değil, normalde köyde anlatın ‘Çakallık’ derler buna. ‘Pozisyonunuzu netleştirin’ diyorum. Diyorlar ki ‘Siz ilk önce bir istifa ettirin bakalım.’ Siz ara seçimden kaçmayacağınızı söyleyin, şartınızı söyleyin kardeşim. 30 milletvekili olunca ara seçim yapacaksanız biz 22 de istifa ettiririz, hatta o zaman elimizi korkak alıştırmayız. O rakam da şuradan, Türkiye’nin en geniş coğrafyasına sandık koymak için ne yapmak gerekiyor? Vallahi benim seçim bölgem Manisa’dan başlıyor. Hodri meydan. Sandık koyacak istifaları ederiz, teker teker Türkiye’nin en geniş coğrafyasında bir ara seçime gideriz. Bütün büyük şehirlerde, milletvekilimiz olan büyük şehirlerde. Ne olur? Milletin sözü en güçlü şekilde söylenir. O ara seçimin sonucu siyaseten hatırlayın, beş milletvekili ile yapılan ara seçimlerin sonucu erken seçimleri getirdi. Ecevit, Özal ara seçimlerden sonra erken seçimlerden kaçmadılar. O zaman olur. Yani bize öyle ‘Önce istifa ettirin’ demek… Önce siz ara seçimi yapacak mısınız yapmayacak mısınız? Yani sokak jargonuyla milletin ‘Çakallık’ diye yorumladığı, hem istifa ettireceğim hem de istifanın bir kısmını kabul edip, ara seçim sınırında bırakacaksın. Bizi milletvekilinden edeceksin, ara seçimden kaçacaksın. Kaçmıyorsanız ara seçimden elinizi açın kardeşim. En geniş coğrafyaya varsanız, genel çağrı yapalım. Siz geniş coğrafyaya varsanız, gelin ya ne ara seçimi, erken seçim yapalım. Biz hazırız. Ara seçimin 8 vekilli olanına da, 30 vekilli olanına da, genişletilmiş bir ara seçime de varsa gücünüz, niyetiniz; hemen bu haziranda erken seçime de varız. Milletin dediği olacak. Ben arkama milletin rüzgârını almışım. Anayasanın arkasına saklanıp, anayasayı çiğnemeye çalışmasın kimse.”
“YÜRÜYECEĞİMİZ YOLDA GERİ DURMAYIZ”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, çözüm süreci hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:
“Kuvvetli ihtimal Türkiye’de iktidarın el değiştiği görülüyor ve ‘Söz verip de tutmayan’ açısından yani ‘devletle yapılan görüşmelerden sonra söz verdiği pozisyonu tutmayan ve yavaş davranan muhalefet’ denilirken bugünün ikinci partisi AK Parti kastediliyor herhâlde. Çünkü benim Abdullah Öcalan ile görüşen MİT görevlilerim yok, devlet görevlilerim yok. Arada bir hattım yok bir bağım yok. Bizim önceden kendisinde bir taahhüdümüz olmadı ki gerisine düşelim. ‘Muhalefet geriye düşme’ derken AK Parti’nin muhalefete düşmesi gerçeğinden hareket ediyor olabilir. Ayak sürüyenin muhalefet olduğunu söylüyorsa AK Parti’den bahsediyordur. İktidar partisi değilsek de iktidara namzet parti, şu anda Türkiye’nin birinci partisi olarak kendi gündemimize hakimiz ve yürüyeceğimiz yolda hiçbir zaman geri durmayız.”
“ATILMASI GEREKEN ADIM MECLİS’İN GÖREVİNİ YAPMASIDIR”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında konuşulanlarla ilgili şunları dile getirdi:
“Arkadaşlar bunu net olarak Numan Bey’e sormanız iyi olur. Bir aktarım doğru olmaz. Bizim görüşümüz, bunu Numan Bey’e ifade ettik. Anayasa Mahkemesi bu kararında Meclis’teki ilk kararın okutulmasını yok saydı, yok hükmünde buldu. Bu yüzden ikinci bir karar okutmaya gerek olmaksızın doğrudan Can Atalay’ın Meclis kütüğüne kaydedilmesi, yemine davet edilmesi lazım. Bu noktada zaten bu işi, bu derdi başımıza açan hatta bugünkü Adalet Bakanı olduğuna göre, bugünkü Adalet Bakanı’nın partisi de 50 milletvekiliyle, komisyonda hepsinin oyuyla ‘AYM kararlarına uyulsun’ dediğine göre, burada atılması gereken adım Adalet Bakanı’na ayarı verip, Meclis’in görevini yapmasıdır.”
“ONDAN SONRA MEMLEKETE FELAKETİ YAŞATIRLAR”
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, ara seçim ya da erken seçim kararının alınmaması durumunda yapılabilecekler hakkındaki soruya şöyle yanıt verdi:
“Benim siyasette bir temel tabirim, bir temel kuralım var. Bunu İstanbul’da seçimler iptal edildiği gün ‘Boykot yapalım’ diyen arkadaşlarımıza da söylemiştim. Ya da benzer şeyler geldiğinde de. Yıllardır hepsini söyledim. Millet eline bir bayrağı verdiyse, o bayrağı bırakmayacaksın. Bu ta Ulubatlı Hasan’dan beri böyle. Bayrağı bırakmayanlar kazanır. Zorlu, saldırıyı, vücuda isabet eden oku, hançeri, kurşunu; dosttan, düşmandan gelen çelmeyi bayrağı bırakmaya vesile kılamazsınız. O bayrak bırakılmayacak. Partide görevimizin başındayız, Meclis’te görevimizin başındayız, belediyelerde görevimizin başındayız. Bunun dışındaki her formülü tüm seçenekleri ile değerlendiriyoruz. Ancak ‘Sine-i millete dönelim’, dönelim. Bugün ara seçimden kaçanlar davul - zurna ile ara seçime koşarlar. Boşalttığımız 130 yere 130 AK Partiliyi seçerler. Sine-i millete döndükten sonra ara seçime girecek halin yok ya. Ondan sonra da anayasayı değiştirir, memlekete felaketi yaşatırlar. Hassas bir hatta yürüyoruz. O yüzden milletin elimize tutuşturduğu bayrağı bırakmayız. İstanbul’da 31 Mart 2019’da millet bayrağı elimize verdi. O günden beri bu partinin gerçek iktidar yürüyüşü devam ediyor. Eğer biz seçimler iptal edildiğinde, o zaman da ‘CHP boykot etsin’ derken, ben buna en şiddetli karşı çıkan kişiydim. O gün şunu söylemiştim; ‘Milletin verdiği bayrağı bırakırsak bir daha elimize vermez’ dedim. Sayın Ekrem Başkan da o akşam kolları sıvamak suretiyle yürüyüşü başlattı. 45 gün sonra fark 806 bin oy. Millet bayrağı bırakandan haz etmez, elinde bayrak varken saldıranı da cezasız bırakmaz. Biz bayrağı taşıyanlarız. Milletin verdiği bayrağı bırakalım diye bize saldıran herkese savcı da olsa, hakim de olsa, bakan da olsa, Cumhurbaşkanı da olsa millet onların amel defterinin sol tarafına bunları teker teker yazıyor.”